Çocuk ve Deprem




Yerkürenin en kırılgan bölgelerinden birinde yer alan Türkiye, geçtiğimiz hafta (26.09.2019) Marmara Bölgesi Silivri açıklarında meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki depremle bu gerçeğin bir kez daha farkına vardı. Öncelikle, ağır bedeller ödenerek yaşanılan birçok depremden sonra, bu gerçeklikle yaşamayı öğrenmeyi ve gerekli önlemleri alma konusunda yeterli çabayı göstermeyi başaramadığımızı kabul etmeliyiz. Asıl farkına varmamız gereken nokta; yapabileceklerimizi öğrenerek ya da hatırlayarak, gerekli önlemleri alarak bu durumu değiştirebiliriz. Böylece kendimize ve çevremize daha güvenli bir alan oluşturabiliriz.

Yaşamımız boyunca deprem gerçeği ile bir şekilde yüzleşen, bu konu ile ilgili temel seviyede teorik bilgilere de sahip olan biz yetişkinler bile “deprem” denilince korkarız. Panikler ve ne yapacağımızı bilemez hale geliriz. Düşünün ki yetişkinler bile böyleyken çocuklar ne yapsın? Yerküre, enerji birikmesi, fay, kırılma, deprem… Bu kavramların neler olduğunu henüz bilmiyorlar. Bu sebeple yaşanılan sarsıntının kontrolümüz dışında gelişen bir doğa olayı olduğunu anlamakta zorlanmaları çok normal.

Çocuklar depremin sebebiyet verdiği kayıpları ve hayat akışında meydana gelen değişiklikleri anlama konusunda zorluk çekerler. Çocuk bu tip zor dönemlerde ebeveynlerinin, öğretmenlerinin ve arkadaşlarının desteğine ihtiyaç duyar. Dolayısıyla bu süreç, çocuğun bakımından sorumlu kişiler tarafından kolaylaştırılmalıdır.


Geçtiğimiz hafta yaşanılan deprem esnasında okullarında olan birçok çocuğa, deprem sonrasında yapılan açıklamaların bazıları beni bu içeriği hazırlamaya yönlendirdi. Çocuklar okul bahçelerine çıkarılıp, binanın tamamen boşaltılarak gerekli güvenliğin sağlanma aşamalarından sonra öğretmenlerin çocuklara yaşanılan olayı anlatma yöntemleri farklılık göstermiş. Kimi öğretmen depremi çocukların anlayabileceği kelimeleri kullanarak olan gerçekliğiyle anlatırken, kimi öğretmen ise “Bu dersimizi bahçede yapacağız.”, “Şimdi oyun saati!”, “Sorun yok bu bir tatbikattır.” gibi gerçek dışı bilgiler vererek ya da odağı başka bir yöne çekerek anlatmış. Bu yöntemlerden hangisi çocuğa kendisini iyi ve güvende hissettirir?

Yetişkinler hayatta var oldukları süre sebebiyle, yaşama dair çocuklara göre daha çok bilgi ve deneyim sahibidir. Fakat burada atladığımızı düşündüğüm önemli bir nokta var. Çocuğa bilmediği bir konu onun anlayabileceği düzeyde, basitleştirilerek açıklanırsa o da bunu anlayabilir. Bir şeyi bilmiyor olması, onun aklını yok sayıp geçiştirmesi ve kandırmalı açıklamalar yapılmasına sebebiyet vermemelidir. Aksine durumu, konuyu tüm gerçekliğiyle basitleştirerek anlatmalıyız. Cevabını bilmediğimiz sorular için ise cevabı öğrenip anlatmalı ya da çocukla beraber öğrenmeliyiz.

Çocuğun da bir yetişkinin bilgi ve deneyim seviyesine gelebilmesi için bilmediklerini öğrenmeye ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaca cevap verecek en önemli rol ailelerin ve öğretmenlerindir. Eğer çocuğa deprem, her yeri toz bulutuna çeviren korkunç bir durum gibi anlatılırsa; çocuk depreme karşı travmatik bir tutum sergileyebilir. Bu da çocuğun sağlıklı gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir durum oluşturur. Bu örneğin aksine çocuk, depremin ne olduğunu ve güvende olduğunu ya da olacağını bilirse bu süreçteki en önemli ihtiyacını gidermiş olur. Olabilecek yeni bir duruma da hazırlıklı olur.



En yaygın olan tanımıyla deprem, yer kabuğundaki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin, dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarmasıdır. Bu sarsıntı ile hareketsiz kabul ettiğimiz toprağın oynayabileceğini ve üzerinde bulunan tüm yapılarda hasar oluşturabilecek, can kaybına neden olabilecek yıkımların gerçekleşebileceğini gösteren bir doğa olayıdır. Tüm bu gerçeklere karşı önlemler alarak can kaybı ve hasarları, yıkımları önleyebiliriz. Bu gerçekliği kabul edip, gerekli önlemleri almamız gerekir. Bu önlemleri alırken de çocukları bilgilendirmek, onlarla birlikte hareket etmek bu zorlu süreci kolaylaştıracaktır.


Afet, ölüm, ebeveynlerin ayrılığı gibi tüm zor durumlarda olduğu gibi depremi çocuklara açıklarken, çocukların gelişimsel özelliklerini ve yaşlarını dikkate almak çok önemlidir. Bu konunun detaylarına bir sonraki yazımda yer vereceğim. Çocuklara sırasıyla depremin ne olduğunu, deprem bölgesinde yaşadığımızı, bu durumla karşılaşabileceğimizi, güvende olabilmek için gerekli önlemlerin aldığımızı ve bu süreçte beraber hareket edeceğimizi anlatmalıyız. Bu bilgiler onların güvende olma ihtiyaçlarını karşılamak için yeterlidir.

Depremi anlatırken oyuncaklarla görselleştirip hikayeleştirirseniz çocuk için anlaşılması daha kolay olacaktır. Örnek olarak bir köşe yazısında okuduğum anlatımı paylaşmak istiyorum:
“Sana bir şey söyleyeyim mi? Deprem nasıl oluyor biliyor musun? Yerin altında böyle yan yana kocaman kocaman kayalar var. Onlar dura dura eskiyor. Sonra da ufak ufak parçalanıyor. Parçalanırken yanında duran diğer kayaları da sallıyor. Biz de yerin üstünde olduğumuz için sallanıyoruz. Hepsi bu!”

Özetle; ebeveynlerin ve öğretmenlerin bu tür doğa olaylarını çocuklara açıkça, basitleştirerek ve hikayeleştirerek anlatılması çocuğun travmatik bir tutum sergilemesini önler. Onlara güvende olduğu mesajını mutlaka vermeliyiz. Çocukların soru sormalarına mutlaka izin vermeliyiz. Sorularına doğru cevaplar vermemiz çocukların bize güveninin sarsılmaması açısından çok önemlidir. Sorulan sorunun cevabını bilmiyorsanız mutlaka öğrenin, eğer mümkünse çocuğunuzla birlikte araştırın ve öğrenin. Öğrendiklerinizi birlikte uygulayın.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öğrenme Yolculuğu Başlasın

Greta & Küresel İklim Eylemi